Samsun Balkan Türkleri
Derneğimiz Duyurular Foto Galeri Ziyaretçi Defteri İletişim
İçerik
Atatürk

Linkler

Mehmet SÖNMEZ

Kutlukent / SAMSUN

 

Osman SARISAKAL: Mehmet Bey kaç doğumlusunuz?

Mehmet SÖNMEZ: 1913 doğumluyum. 97 yaşındayım Buraya geldiğim zaman 11 yaşındaydım.

SARISAKAL: Samsun’a gelmeden önce Memleket’te mübadele öncesi yaşantınız nasıldı?

SÖNMEZ: Biz Sarışaban’ın Bekdemiş köyündeniz. Ziraat yapıyorduk.Tütüncülük yapıyorduk. Tütünden de iyi para alıyorduk

SARISAKAL: Bekdemiş Köyü Türk köyü müydü? Aranızda yaşayan Rumlar var mıydı?

SÖNMEZ: Rum yoktu. Bizim orada, benim bildiğim kadarıyla aşağı yukarı 20 köy vardı. Bize yakın Rum köyü bile yoktu. O yüzden biz Rumca bilmiyoruz.

SARISAKAL: Rumlar önceden Anadolu’dan gelmeye ve orada yerleştirilmeye başladılar. Sizin evinize de Rum yerleştirildi mi?

SÖNMEZ: Evet. Biz orada oturduğumuz sırada Rumlar Yunanistan’a gelmeye başladılar. Biz onlarla bir sene beraber yaşadık Onların çocuklarıyla oynuyorduk. Bizim köyde iki Türk aileyi bir evde oturttular. Bizim eve ortak olarak Hakkı diye birisi vardı o geldi oturdu. Biz Hakkı ile beraber oturduk Hakkı’nın boşalttığı evi de Rum bir aileye verdiler.

SARISAKAL: Peki Rumlarla aranızda bir sürtüşme oldu mu? Rumlarla bir sorununuz var mıydı?

SÖNMEZ: Yoktu. Biz orada hiç harp telaşı görmedik. Tüfek, tabanca saklayamazdın. Kesici aletler, bıçak taşımak yasaktı. Onları arıyorlardı, bulurlarsa cezası vardı. Buradan gelen Rumlarla hiçbir sorunumuz olmadı. Çok güzel komşuluk yaptık. Onlar zaten Türkiye’de Türkçe konuştukları için dil açısından bir problem çıkmadı.

SARISAKAL: Memlekette Rum eşkıyalar köylerinizi basarlar mıydı?

SÖNMEZ: Yok öyle bir şey olmadı. Biz Yunanistan’dayken Sarışaban bölgesinde üç tane Türk eşkıya vardı. Biri Meto, Biri İskender, biride Debreli idi. Debreli, Çaylek köyündendi. Bizim Bekdemiş köyünde su yoktu. Bir tek İnceğiz’de su boldu. Köylüler su meselesini halletmek için bir Rum mühendis alıyorlar. Diyorlar ki dağdaki suya bakalım. Bekdemiş, Çobanlı ve Kurudere’ye yeterse taksim edelim. Atlarla gidiyorlar, suya bakıyorlar, yiyorlar içiyorlar. Geri dönüp dere içinde düz bir yere geliyorlar. Birde bakıyorlar ki eşkıyalardan İskender’i vurmuşlar. Rum Koruyucu da İskender’in cesedinin üzerine işemiş. Bunu haber alan diğer iki eşkıya Meto ve Debreli,sen bizim arkadaşımıza vurup bunu nasıl yaparsın deyip Rum bekçi Filib’i öldürüyorlar. Bunu bana bizim köyden Sali Ağa anlatmıştı. 

SARISAKAL: Oradaki Türk köyleri arasında düğünlerde, bayramlarda birbirlerime gidip gelme olur muydu?

SÖNMEZ: Köyler birbirine çok yakındı.  Düğünlerde bayramlarda gider gelirdik. Köylerin kimisi 500 metre, kimisi 1000 metre uzaklıktaydı.

SARISAKAL: Herkes birbirini tanır mıydı?

SÖNMEZ: Tanırdı tabi. İnceğiz mesela. İnceğiz’le bizim aramız 500 metre. Aramız çok yakın. Ondan sonra Bekdemiş, Bekdemiş’ten sonra Çobanlı, Çobanlı’dan Sonra Kurudere, Kuruderede sonra, Boynu Kızıllı, Boynu Kızıllı’dan sonra Karacalar, Karacalar’dan sonra Karacakoyun. Bu saydığım köyler birbirine çok yakın. Daha sonra yukarı köyler geliyor. Nedirli var, Karamanlı var, Mustafa oğulları var,   Mincanöz var. Mincanözden sonra bir köy daha var ama şimdi hatırlayamıyorum. Sonra Bizim Hanımın köyü Sepetçiler var, Sepetçilerden Sonra Olcak var.    

SARISAKAL: Köyünüzde okul var mıydı? 

SÖNMEZ: Bekdemiş köyünde medrese vardı, büyük bir köydü. Üç Mahallesi vardı. En aşağıda Araplı Mahallesi vardı. Biz asıl Araplı mahallesindeniz. Araplı’da 20-25 hane vardı.

SARISAKAL: Diğer iki mahallenin isimleri neydi?

SÖNMEZ: Diğer mahallenin ismi Ağalar mahallesiydi. Ağalar mahallesinin nüfusu azdı. Altı- yedi hane anca vardı. Ağalar orada toplanmıştı. İsmail Ağa ve bilmem ne.

SARISAKAL: Üçüncü mahallenin adı neydi:

SÖNMEZ: Bekdemiş Mahallesiydi.

SARISAKAL: Bekdemiş Köyünün hepsi yani üç mahallede aynı yere mi yerleştirildi?

SÖNMEZ: Bekdemişliler  Ökse’ye (Kutlukent) yerleştirildiler. Babam oraya gitmem dedi.
Tepecik’e yerleşti. Asarağaç’a Çobanlılar yerleşti. Çırakman’a Muratlılar yerleştirildiler.

SARISAKAL: Mübadele edileceğinizi nasıl duydunuz?

SÖNMEZ: Biz Yunanistan’da oturduğumuz zaman burada, Anadolu’da harp olmuş, darp olmuş bunlardan haberimiz yoktu.  Ben çocuktum ama gayet iyi hatırlıyorum. 2 sene evvel önce Türkiye’ye gideceğiz diye bir söylenti çıktı. O zamanlar büyüklerimiz konuşuyorlardı işte Türkiye gideceğiz. Yunanistan’daki Türkler Türkiye’ye gidecek, Türkiye’deki Rumlarda Yunanistan’a gidecek diye. Biz buraya gelmek için hiç telaş etmedik. Kasabadan haber getirdiler. O zaman öğrendik.

SARISAKAL: O zaman neler hissettiniz?

SÖNMEZ: Hiçbir Türk burada kalalım diye düşünmedi. Türkiye’ye gitmeyi istedi çünkü 10 sene evvel bir serbestlik verildiğinde isteyen Türkiye’ye gidebilmiş benim akrabalarımdan bazıları da bu sırada Türkiye’ye gitmişti.

SARISAKAL: Memleketten gelirken bir şeyler getirebildiniz mi?

SÖNMEZ: Canlı hayvanları, eşyaları getirdik

SARISAKAL: Orada ki gayrı menkullerden satabildikleriniz oldu mu? Örneğin bazı Rumlar buradan giderken mallarını Türklere satıyorlar. Oradaki Türkler aynı şekilde mallarını sattı mı?

SÖNMEZ: Hiç bilmiyorum ama satan yoktu zannedersem.

SARISAKAL: Bekdemiş köyünden Kavala’ ya nasıl gittiniz?

SÖNMEZ: Bizim köy Kavala’ya 25 kilometre uzaklıkta idi. Jipler vardı o zamanlar Biz o jiplerle Kavala’ya geldik. Kavala’da bir gece kaldık. Ertesi günü babam Hacı Halil İbrahim Oğlu Tevfik Ağa, Annem Fatma, Abim Ahmet, Kız kardeşlerim Şerike, Huriye, Lütfiye ve ben toplam 7 nüfus Kavala’dan Akdeniz Vapuru’na bindik.

SARISAKAL: Akdeniz Vapuru’nda yolculuğunuz nasıl geçti?

SÖNMEZ: Kimisi ambarda, güvertede, kimisi ise kamarada yatıyordu. Çok kalabalıktı, bunun sıkıntısını yaşadık.

SARISAKAL: Vapurda hastalananlar, ölenler oldu mu?  

SÖNMEZ: Ölen bir kişiyi Vapurdan attılar. Doğum yapanlar oldu. Doğan çocuğun adını da Akdeniz’i koydular .

SARISAKAL: Vapur Samsun’a gelmeden önce başka limanlara da uğradı mı?

SÖNMEZ: İstanbul’a uğradık. Vapur İstanbul’a gelince babamla dayım ‘Yahu vapur tez kalkmaz İstanbul’u gezelim biraz’ demişler, o arada vapur kalktı mı? Babamla dayım (İkisi de rahmetli oldular) İstanbul’da kaldılar. Biz annem ve 5 kardeşimle Samsun’a geldik. Onlar 3–4 gün sonra geldiler ve bizi orada buldular. Bugünkü tekel binaları vardı ama içleri boşaltılmış hep misafirhane yapmışlardı.

SARISAKAL: Samsun’a gelişinizi hatırlıyor musunuz?

SÖNMEZ: Samsun’a gelişimizi çok iyi hatırlıyorum. 1924’Mayıs ayında Samsun’a iskeleye geldik, çaparlarla bizi vapurdan aldılar.

.SARISAKAL: Yolcu iskelesine çıktınız değil mi?

SÖNMEZ: Yok, Un İskelesine çıktık. Vapurdan kayıklarla aldılar attılar bizi oraya, kumun üstündeyiz ne yapacaksın. Oradan aldılar bizi Askeri Hastane’ye getirdiler. Samsun’da sıtma hastalığı vardı. Bu yüzden gelen mübadillere ‘kinin’ dağıtıyorlardı

SARISAKAL: Sizi arabalarla naklettiler değil mi?

SÖNMEZ: Arabaya koydular.

SARISAKAL: Samsun’a indiğiniz zaman sizi nerede misafir ettiler?

SÖNMEZ: Tekel’in ambarlarının hepsini misafirhane yaptılar. Askeri Hastanenin orada bize bir oda verdiler. O odanın içinde 3–5 gün kaldık. Samsun’da bizi Ulugazi Mahallesinde Rum evlerinden kalan yerlere yerleştirdiler. Orada üç- dört sene kaldık. İsteyen şehirde, isteyen köyde iskân edilmişti. Köyden gelenler şehirde kalabildi. O izni verdiler.

SARISAKAL: Yerli Türk halkı mübadillere karşı bir tepki de bulunuyorlar mıydı?

SÖNMEZ: Rahat bir şekilde karşıladı yerli halk bizi.  Hiçbir sorun yaşanmadı. Bizim onlardan giyimimiz farklıydı. Arnavutlar geldi diyorlardı bize.

SARISAKAL: 1924 yılında Samsun’a geldiğinizde hala Rumlar var mıydı?

SÖNMEZ: Vardı ama çok azdı. Çoğu gitmiş, tek tük kalmıştı. Onlarda gitmeyi bekliyorlardı.

SARISAKAL:  Mübadelede buraya gelirken sizlere verilen belgelerden elinizde kalanlar var mı?

SÖNMEZ: Yok, onlara bakamadık, kaybettik. Beyanname verdiler ama onların hiçbirisinden ne evinden ne araziden biz faydalanamadık. 5 nüfusa 35 dönüm yer verdiler 35 dönümle ben ne yapacağım?

SARISAKAL: Yunanistan’da bıraktığınız malların karşılığını Türkiye’de alabildiniz mi?

SÖNMEZ: Yunanistan’dan bize ne kadar dönüm yer bırakmışın, kaç tane ev bırakmışsın, değirmenin var mı? Aynı tapu gibi bir beyanname dediler, bir şey verdiler bize. Türkiye’ye gidince dediler bunun karşılığını Türkiye’den alacaksınız dediler. Hiçbir şey alamadık. Geldik, baktık ki hükümet zaten fakir, Hükümette de bir şey yok. Dediler ki bunun altından biz çıkamayız. İki oda bir mutfak baraka verdiler. Onun içine kimisi geçip oturdu. Nüfus başına 5 dönüm arazi verdiler köyde.7 nüfus olduğumuz için 35 dönüm arazimiz vardı. Bizim esas Bekdemiş Köyünü Ökse Tepesi’ne (günümüzde Kutlukent) yerleştirdiler. Babam oraya gitmedi Tepecik’e yerleşti. Tepecikte babam 200 dönümle çiftlik kurdu. Babam, sağdı, ağabeyim sağdı.

SARISAKAL: Tepecik’te bir sorunla karşılaştınız mı?

SÖNMEZ: Biz Tepecik’e gittiğimizde burada Kırım Muhacirleri vardı. Büyüklerimiz: Yahu burada bir sürü Rum köyü vardı. Ne oldu Bu evlere diye sordular. Dediler ki ne olacak bizim Türk köylüleri bu evleri yaktı, yıktı, kendine lazım olan malzemeleri aldı. Yoksa çok güzel Rum evleri vardı.

SARISAKAL: Samsun’da da aynı durum olmuş, o konuda ne diyeceksiniz?

SÖNMEZ: Evet, orada da öyle oldu. Biz ise Yunanistan’da ne yaptık. Bizde Harp olmadı ya. Biz gelmeden önce Rumlar gelip köyümüze yerleştirildi. Biz bir sene onlarla beraber oturmuştuk. Rumlar bizim gitmemize çok üzüldüler. Siz gitmeyin dediler,  Peşimizden ağladılar. Biz evleri sapasağlam halde köydeki Rum muhtara teslim ettik. Allahaısmarladık dedik. Ayrıldık. 

SARISAKAL: Onlarla hiçbir probleminiz olmadı dostça yaşadınız öyle mi?

SÖNMEZ: Evet.

SARISAKAL: Tepecikte kimseniz var mı?

SÖNMEZ: Bizden kimse yok, akrabalardan bazıları halen orada yaşıyor.

SARISAKAL: Abiniz Ahmet Beyi ne zaman kaybettiniz?

SÖNMEZ: Çok genç yaşta Üre hastalığına yakalandı, 32 yaşında kaybettik. Bizim onunla beraber çok planlarımız vardı Babam Tepecikte çiftlik kurdu. Tepecikte 80 dönüm tütün ekmiş adamım ben.

SARISAKAL: Eşinizde mübadil değil mi? O nereden? Hangi köyden?

SÖNMEZ: Eşim de mübadil. Memleketten geldiğinde 10 yaşındaymış, Sepetçiler’den gelmiş. Çok yüksek bir köy onların olduğu yer.

SARISAKAL: Onlarda Tepecik köyüne mi yerleştiler?

SÖNMEZ: Yok, onlar Çinik Köyü’ne yerleşmişler. Nasip oldu tanıştık, evlendik. Ben gençliğimde çok yakışıklı idim. Kızlar peşimde dolaşırdı.

SARISAKAL: Siz memlekete ziyarete gittiğinizde eşiniz sağ mıydı? Beraber gidebildiniz mi?

SÖNMEZ:  İlk gittiğimizde sağdı. Beraber gitmiştik.

SARISAKAL: Çocukken ayrıldığınız Memlekete yıllar sonra gittiğinizde neler hissettiniz?

SÖNMEZ: Ne bileyim. Şimdi bir söz vardır hani doğduğun yer değil, doyduğun yer derler ya hani. İş orada bitiyor.  Şimdi Rumlarla beraber bir arada yaşamak, yani sorun yoktu ama vardı demek. Şimdi sen Türksün, tabanca taşıyamazsın, bir kesici alet bıçak taşıyamazsın. O zaman eziliyorsun. Yani ikinci sınıf insansın. Onun için Türkiye’ye geldiğimize çok sevindik. Sıkıntılarımız vardı. Ama zamanla onları da hallettik. 

SARISAKAL: Mübadele ile ilgili geliş dönemine ait fotoğraflarınız var mı?

SÖNMEZ: Belki vardır ama bilmiyorum nerdedir?

SARISAKAL: Üç-dört sene şehirde yaşadık dediniz 1924 yılına yani geldiğiniz dönem Samsun’unu nasıl hatırlarsınız, nasıl anlatırsınız bize?

SÖNMEZ: Buralar boştu, arsaydı. Bizi Ulugazi Mahallesine yerleştirdiler. Oraya bir aran yaptık. Tütün yapıyorduk. Bugünkü 19 Mayıs Lisesi’nden Irmak Caddesi’ne kadar boştu. Çiftlik Caddesi’nin üzeri boş, Modern Pazar’ın üstü boştu.Bugünkü Çiftlik Caddesi’nde o zaman üç katlı bina yoktu, Binalar tek katlı ,iki katlı ve bahçe içindeydiler. Tabi yollar bozuktu bazı yerlerde ise yollar yapılmıştı ama çamurluydu. Rum Kilisesinden sinemaya çevrilen Kazım Paşa Sineması’na giderdik. Yol-İş Sendikası’nın olduğu yerde Fransız Konsolosluğu vardı. Diğer tarafta Şehir Kulübü ve onun karşısında okul olarak kullanılan bina da (İl Kültür Müdürlüğü’nün bulunduğu bina) Rumlardan kalma güzel binalardı.
Bugün Parkın olduğu yer, Cumhuriyet Meydanı, Ziraat Bankası mezarlıktı, İstiklal İlkokulu’nun olduğu yerin bahçesinde bile mezarlar vardı. Burası Müslüman mezarlığıydı. Daha sonra bu mezarlık Kazım Paşa döneminde park haline getirildi.

SARISAKAL: Samsun’da hangi okullara gittiniz?

SÖNMEZ: Şu Cumhuriyet Meydanındaki İstiklal Okuluna gittim. Sonra da Samsun Ortaokuluna gittim. Liseyi de orada bitirdim.

SARISAKAL: Spor’a, futbola ilginiz var mıydı?

SÖNMEZ: Kendim oynamadım ama futbolu seyrederdim.

SARISAKAL: Siz, Mustafa Kemal Paşayı Samsun ziyaretlerinde görmüşsünüz. Bu konuda bilgi verir misiniz?

SÖNMEZ: 1924 de ikinci gelişi ve 1930’da dördüncü gelişinde gördüm. 1924’de geldiğinde Samsun Lisesi’nin karşısında bulunan Şahin zadelerin evinde kalmıştı. Büyük bir mübadil topluluğu evin önünde toplanmıştı. ‘Paşam bizi memlekete geri gönder’ diye bağırmaya başladılar. Mustafa Kemal Paşa evin balkonuna çıktı ve ‘Durun bakalım daha yeni geldiniz acele etmeyin.Burada ki meseleleriniz halledilecektir.’ diyerek halkı sakinleştirdi. 1930’da geldiğinde ise ben o zaman Samsun Ortaokulundaydım. Okula geldi. Bizim sınıfa girmemiş, başka bir sınıfa girmiş. Yahu Atatürk geldi dediler, okulu tatil ettiler. Biz düştük Atatürk’ün peşine. Atatürk arabasıyla eski halkevinin yerinde bulunan Türk Ocağı binasına geldi. (Bugünkü il Sağlık Müdürlüğün olduğu yerde) Fakat orada fazla kalmadı, hemen çıktı. Polisler bizi elleriyle iterek yol verin çocuklar yol verin diyerek Paşamıza yol açıyorlardı. Mustafa Kemal Paşa oradan doğru belediyeye geçti. Bizde onunla beraber belediyeye gittik.  Belediyenin önünde bekledik belki balkona çıkar konuşur diye. Fakat konuşmadı. Oradan doğru Çarşamba’ya geçti. Orada Türk Ocağı’nda konuşmuş. Çarşamba Kaymakamı’nı yanına alarak Samsun’a döndü. Buradaki Vali, Kazım Paşa’yı görevden alıp yerine Çarşamba Kaymakamı’nı getirdi. ‘Sen buranın valisisin’ dedi. Bizim bu sırada Belediye başkanlığını Serbestçiler kazanmıştı. (Cumhuriyetçi Serbest Fırka) Atatürk ondan kızdı ve Kazım Paşa’yı görevden aldı.

SARISAKAL:  Samsun’da 1939 Depremini köyde mi yoksa Samsun’da mı yaşadınız?

SÖNMEZ: Köydeydik. Herhangi bir zayiatımız olmadı. Olan yerler vardı ama biz bir zarara uğramadık.

SARISAKAL: O dönem memleketinizdeki gelenek ve göreneklerinizi burada da sürdürdünüz Memlekette düğünleriniz nasıl olurdu. Hatırladıklarınızı bize anlatır mısınız?

SÖNMEZ: Düğünler nasıl olacak vur patlasın çal oynasın… Debreli Hasan…

SARISAKAL: Söyleşiyi kabul ettiğiniz ve bizi bilgilendirdiğiniz için çok teşekkür ederim.